Ümmüşen
by admin on Mar.28, 2011, under Kategorilenmemiş
Geçenlerde tesadüfen bir parçasına rastladım sesi duyduğum gibi “işte bu o” dedim! Yeni Türkü (Derya Köroğlu) ile seslendirdikleri “Sezenler Olmuş” parçasıyla gönlümde taht kurmuştu kendisi ancak başka parçaları olduğunu bilmiyordum.. Ve evet şimdi anladım ki çok büyük kayıpmış..
Hele hele “Aritmetik Sevda”! Daha sonrasında “Gönül Geçmiyor”!
Ümmüşen’in sesine hasta olmuş bir vaziyette 10 gündür sürekli albümünü dinlemekteyim ve bir o kadar da dinlettirmekteyim =) Sözler o kadar güzel ve anlamlı ki.. Hele bir de buna mükemmel ses eklenince, gel de dinleme!.
Burayada koyuyorum buyrun.. Tekrarlıyorum özellikle “Aritmetik Sevda” =)
Sezenler Olmuş – Türkü olmuşsun, umudummuşsun, sevdama, yarınlarıma…
Aritmetik Sevda – Gözlerin gözlerime dokunsa gördüğüm anlamlanırdı..
Gönül Geçmiyor – Bülbül gülden geçti, güneş günden geçti, gönül senden geçmiyor…
Demirören’in müthiş karnesi
by admin on Mar.12, 2011, under Beşiktaşk
Serdar Bilgili’nin istifasının ardından yapılan başkanlık seçimlerinde Yıldırım Demirören, Fikret Orman, Erol Kaynar ve Affan Keçeci yarışmıştı. Demirören stat projesini vaad etmişti, Fikret Orman ise Le Guen’i getireceğini belirtmişti.. Herneyse.. Neticesinde Demirören kazandı..
Peki Demirören ne yaptı? Geldiği gibi ne kadar Fenerli ve Galatasaraylı eski futbolcu varsa hepsini Beşiktaş’a topladı! Anlamsızca transferlerle kulübü borç batağına sürükledi..
Örneğin Gordon transferini ele alalım, D.Zagreb’ten önce başka bir futbolcu alınmış, ödemesi yapılmış ancak futbolcunun özel hayatı yüzünden anlaşma iptal olduğu için Beşiktaş D.Zagreb’ten Gordon transferini gerçekleştirmişti. 3.5 yıllık bir sözleşmeye imza atmıştı Gordon. Ancak o kadar yeteneksiz bir futbolcu çıkmıştıki yabancı kontenjanı dolmaması için her yıl başka bir kulübe kiralandı! üstelik yıllık ücretini Beşiktaş ödedi! Ayrıca Gordon sağlık kontrolünden geçirilmemiş ve bir gözünün görmediği atlanmıştı! Körü körüne transfer bu olsa gerek!
Bir de teknik direktörlere ödediğimiz tazminatlar var.. Örneğin Del Bosque’ye ödediğimiz 8 milyon Euro’luk tazminat gibi. 17 transfer ve yeni bir teknik direktörle sezona başlayan Beşiktaş kötü gidişle birlikte Bosque ile yolları ayırma kararı almış ve hocanın “Sezon sonuna kadar kalayım, oğlumun eğitimi bitsin” teklifi kabul edilmeyerek hemen yollanmıştı. Hatırlatayım hemen Bosque’nin zihinsel engelli bir oğlu var..
Tabi borç sadece bonservis bedelleri ve hocalara ödenen tazminat bedelleriyle oluşmadı.. İzlenmeden alınan futbolcuları göndermek için ödenen tazminatlarda var.. Bir de Kartal Yuvası’nın nasıl kısırlaştırıldığı gerçeği var, geçen sene Kartal Yuvası bünyesinde çalışırken bu konuyu şu yazımda ele almıştım..
Beşiktaş ekonomisinin neden çöktüğü ortada değil mi? Borçsuz devralınan kulüp 7 yılda 266 milyon 591 bin 551 lira borç yapmış durumda! Dile kolay 266 milyon TL yani 167 milyon $, bir de Euro’ya çevireyim mi?
Borç ortada! Ancak! 2 yıldızla gözleri kör olan Beşiktaş Taraftarı mışıl mışıl uyumaya devam ediyor! Kulübün geleceği hipotek altında, Beşiktaşlılık duruşu denen değerler çiğnenmiş, amatör branşlar kapanma aşamasına gelmiş ancak taraftar hala polyanacılık oynamakta..
Benim asıl merak ettiğim şu, Sayın Demirören bu sefer taraftara ne vaad edecek? Yada elindeki hangi bombayı patlatarak bu rezilliğin üstünü örtmeye çalışacak?
Demirören’in 2004 yılından beri yaptığı teknik direktör değişiklikleri ve transferlere hep birlikte bakalım..
Teknik direktörler;
Vicente Del Bosque, Rıza Çalımbay, Jean Tigana, Ertuğrul Sağlam, Mustafa Denizli, Bernhard Schuster
Bonservis bedeli ödenerek gerçekleştirilen transferler;
Rodrigo Tabata: 8 milyon Euro
Ricardo Quaresma: 7.3 milyon Euro
İsmail Köybaşı: 5.5 milyon Euro
Filip Holosko: 5 milyon Euro
Mathias Delgado: 5 milyon Euro
Tomas Sivok: 4.7 milyon Euro
Matteo Ferrari: 4.5 milyon Euro
Nihat Kahveci: 4.5 milyon Euro
Tomas Zapotoncny: 4.5 milyon Euro
John Carew: 3.5 milyon Euro
Juan Fran: 3 milyon 500 bin Euro
Ailton Da Silva: 3 milyon Euro
Fabian Ernts: 3 milyon Euro
Mert Nobre: 3 milyon Euro
Jose Kleberson: 2.6 milyon Euro
İbrahim Toraman: 2.8 milyon Dolar
Da Silva Bobo: 2 milyon Euro
Hugo Almeida: 2 milyon Euro
Fernando Higuain: 1.6 milyon Dolar
Gordon Sciheldenfeld: 2 milyon Euro
Edouard Cisse: 2 milyon Euro
Ricardinho: 1.7 milyon Dolar
Youla Souleymane: 1.2 milyon Euro
Vedran Runje: 1 milyon Euro
Serdar Kurtuluş: 1 milyon Dolar
Cenk Gönen: 1 milyon Euro
Uğur İnceman: 1 milyon Euro
Çağdaş Atan: 1 milyon Dolar
Gökhan Güleç: 1 milyon Dolar
Burak Yılmaz: 1.7 milyon TL
Simao Sabrosa: 900 bin Euro
İbrahim Kaş: 800 bin Euro (kiralık)
Fatih Tekke: 750 bin Euro
Ekrem Dağ: 750 bin Euro
Koray Avcı: 600 bin Dolar
Yusuf Şimşek: 600 bin Euro
Erkan Zengin: 500 bin Euro
Fatih Sonkaya: 500 bin Dolar
İbrahim Akın : 500 bin Dolar
Kürşat Duymuş: 400 bin Dolar
Tomas Jun: 250 bin Euro (kiralık)
Adem Dursun: 250 bin Dolar
Ramazan Özcan: 200 bin Euro
Aydın Karabulut: 180 bin Euro
Volkan Ünlü: 100 bin Eruo (kiralık)
Ahmet Dursun: 100 bin Dolar
Bonservis bedeli ödenmeden gerçekleştirilen transferler;
Ali Güneş, Berkant Göktan, Murat Şahin, Okan Buruk, Tayfun Korkut, Veysel Cihan, Mustafa Doğan, Ali Tandoğan, Güven Kocabal, Baki Mercimek, Fahri Tatan, Lamine Diatta, Hakan Arıkan, Rüştü Reçber, Tello Rodrigo, Mehmet Yozgatlı, Atilla Özmen, Anthony Seric, Tuna Üzümcü, Michael Fink, Guti, Roberto Hilbert, Erhan Güven, Rıdvan Şimşek…
Transfer ücretlerinde google amcayı kaynak olarak kullandım.. Bu transferleri araştırırken Beşiktaş’ın ne kadar kötü yönetildiğini bir kez daha anladım.. Umarım at gözlüklü Beşiktaş taraftarlarıda anlar..
Beşiktaş ölmüş, ağlayanı yok!.
Bir günah keçisi daha..
by admin on Şub.20, 2011, under Beşiktaşk
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler ya.. Beşiktaş için söylenmiş bir söz adeta..
Sivok ve Bobo’nun ilk 18′e bile alınmaması hatalar zincirinin ilk halkasıydı..
Uzun zamandır ilk 11′i bırakın ilk 18′e bile alınmayan en son Dinamo Kiev maçında ilk 11′de başlayıp yaptığı hatalarla bize saç baş yolduran Ferrari’nin Fenerbahçe maçı gibi önemli bir maçta neden ilk 11′e alındı merak ediyorum.. Bobo’nun ilk 18′e alınmamasın amacı neydi onu da merak ediyorum.. Ve tekrarlıyorum Schuster’den bırakın hocayı Beşiktaş’a kale direği bile olmaz..
Yedek kulübesine baktığımızda ise defans oyuncusu göremediğimiz gibi santrafor niteliği taşıyan futbolcuda yok.. eee ne var peki yedek kulübesinde? 2 tane sağbek, 2 tane önlibero..
Allahından bul Schuster..
Sürekli topları sektirip hata yapan Ferrari ve sağ kanatımızda sürekli adam kaçırıp kalemizde tehlikeli atakların gelmesine neden olan Ekrem Dağ zincirinin diğer halkalarıydı..
Peki suçlu dirsek atan Ferrari miydi? Onu provoke eden Lugano mu? Yoksa “Ferrari’yi gönderin, oyun tarzıma uymuyor” diye açıklamalar yapıp futbolcunun demoralize olmasına neden olup daha sonra ilk 11′de başlatan Schuster mi? Yorum sizin..
Gelelim Hugo Almeida ve Bobo’nun durumlarına..
Beşiktaş tarihi boyunca en çok forma giyen yabancı futbolcu Da Silva Bobo!. 5.senesi.. 200 maçta 103 gol atmış Beşiktaş formasıyla.. Peki Bobo neden harcanıldı? Q7 ve çetesinin pohpohlanması yüzünden olabilir mi?
Peki Hugo Almeida’yı kaç kişi Werder Bremen formasıyla izledi?. Portekiz Milli takımında oynuyormuş, Almanya’da oynamış falan filan.. Hepsi hikaye.. iyi bir futbolcu olsaydı 2 milyon $ a bırakılır mıydı?. Beğenmediğimiz Nobre bile bundan daha iyi golcüdür.. Hugo Almeida, Bobo’nun tırnağı bile olamaz..
Maçın kırılma noktası Ferrari’nin penaltı yaptırması değil, Hugo Almeida’nın %100′lük gol pozisyonunu kaçırmasıdır..
Geçen hafta günah keçisi olarak gösterildi İbrahim Üzülmez! Ve kimse Beşiktaş’ın borcunu konuşmadı.. Herkes gözünden kaçırdı geleceğimizin hipotek altında olduğunu..
Bu haftada Ferrari’nin kalemi kırıldı!. Hugo Almeida eleştirilmekten kurtuldu, Schuster bu haftada bir suçlu buldu..
Ancak çekirge 3 sıçrar 5 sıçrar sayın Schuster..
Gelelim at gözlüklü Beşiktaş taraftarlarına..
Quaresma, Guti, Simao transferleriyle o kadar gözler boyanmışki geçen sene kulübü batırdığı için istifaya çağırılan Yıldırım Demirören bile el üstünde tutulur olmuş..
Quaresma Dinamo Kiev maçında kırmızı kart görüyor, Beşiktaş taraftarı forumlarda Quaresma’yı övüp duruyor!. Yere göğe sığdıramıyor!.
Ferrari 2-1 öndeyken takımına ihanet edip kırmızı kartla oyundan atılıyor, Beşiktaş taraftarı oyundan çıkarken Ferrari’yi alkışlıyor!.
Yıldırım Demirören kulübün borcunu 260 milyon Liraya çıkartıyor ama Beşiktaş taraftarı hala “şimdi destek zamanı” diyerek polyanacılık yapıyor..
Yazık!. Yazık olduğu gibi de aptalca!.
Tabi siz de haklısınız.. Asıl Beşiktaşlı sizsiniz.. Çünkü siz 24 saat Facebook’ta, Twitter’da xxxx.com adlı Beşiktaş forumunda Beşiktaş peşinde koşuyorsunuz..
Bu mudur Beşiktaşlılık? Gerçeklerin üzerini kapatıp görmemek yada görmezden gelmek midir? Yoksa Beşiktaş’ın harcanmasına göz yummak mıdır?
Hayır!. En azından biz babamızdan Beşiktaş’ı ve Beşiktaşlılık duruşunu böyle öğrenmedik!.
Barış Kahraman
Schuster’in intiharı..
by admin on Şub.18, 2011, under Beşiktaşk
Hiç şüphesiz tüm Beşiktaşlılar bu gece takımdan galibiyet beklemekteydi.. En azından güzel bir futbolla turu geçebilecek bir skor.. Tabi bende.. Ancak kafamda Schuster’den dolayı soru işaretleri vardı..
Kadrolar açıklanınca Schuster’in ne yapmaya çalıştığını her zamanki gibi anlayamadım..
Kalede saçlarımın beyazlamasına neden olan ve ilk hatalı çıkışını 17 Ağustos 1982′de yapan Hakan Arıkan..
Sağbekte top sürme becerisi olmayan ve Türkiye’de o kalitede bir çok benzeri bulunan, ancak sırf bonservissiz diye Beşiktaş’a getirilen Hilbert..
Savunmanın göbeğinde Sivok ve ligde ilk 18′e bile alınmayıp maç eksiği tavan yapmış Ferrari..
Solbekte İbrahim Üzülmez’in gidişiyle alternatifsiz kalan ismail Köybaşı..
Ortasahada 2 tane ön libero Ernst-Aurelio, onların önünde Guti ve nerede oynadığı belli olmayan Quaresma..
İleri ikilide Bobo ve bal yapmayan sineğimiz Nobre.. Bence arı bile değil..
Defans dörtlüsüne baktığımız zaman çokta alternatifi olmayan bir tercih aslında.. Sağbek ve solbek takımda zaten yok.. İ.Üzülmez gönderilmiş, İ.Toraman yedek oturtularak cezalandırılmış ve küstürülmüş.. E.Gülüm sakat.. Rıdvan ise kampa bile getirilmeden gönderildi..
Ortasahaya bakıldığında Schuster’in intihar ettiği çok açık ortada.. Şimdi sormak isterim hocam Necip dururken, top dağıtma becerisi olmayan ve pas almamak için sürekli el kol işareti yapan Aurelio’nun ne işi var bu takımda? Madem Aurelio önlibero olarak oynadı yani defansla ortasaha arasında görevlendirildi o zaman neden Guti ceza sahamızdan top alıp oyun kurmaya çalıştı? Yada neden defanstımızdan dönen tüm toplar ön liberomuzun bulunması gereken yerde rakibe gitti? Aurelio’nun varlığı ve etkisiz futbolu Guti’ninde müdafaya kadar gelmesine neden oldu..
Ernst ise Aurelio’nun aksine sürekli koşup rakibe basan ve rakibin oyununu bozmaya yönelik hamleler yapıyordu ta ki değişikliğe kadar.. Dk 56.. Çıkan oyuncu 28 numaralı formasıyla Fabian Ernst, giren oyuncu 44 numaralı formasıyla Erhan Güven..
Oyuncu değişikliğinin ne kadar yanlış olduğunu söylemeye gerek yok herhalde. Benim asıl merak ettiğim Beşiktaş’ın neden maça kanatsız başladığı? 2 önlibero 1 ortasaha.. eee? Bir de mitoz bölünmeyle çoğalıp hem sağ hem solda mücadele eden Quaresma.. hımm.. Peki hocam eyvallah..
İleri uca baktığımızda Beşiktaş sayesinde sülalesini zengin eden Nobre ve onun önünde Bobo.. Hadi ligde kontenjan yüzünden Nobre oynuyor, peki UEFA’da Nobre’nin ne işi var? Madem biz bütün topları kaleciye dönüp oyunu kaleden uzun topla başlatacaktık neden Almeida ve Bobo gibi iki uzun futbolcuyla çıkmadık? Son dakikalardaki Nobre-Almeida değişikliğiyle gördük ki Bobo ve Almeida yan yana kapalı savunmalar için daha ideal..
Ve sonuç..
Beşiktaş.. bir kaç pozisyon ve karambole bir gol..
D.Kiev.. 2 tane kornerden 1 penaltıdan 1 karambolden gol, bir kaçta pozisyon..
Taraftar.. Schuster istifa..
Schuster.. Rahatsız olan stada gelmesin, evine gitsin..
Ve ben.. Sezon başındaki yazılarımda dediğim ve her geçen hafta yüksek sesle tekrarladığım “Schuster’le başarı elde edemeyeceğiz” lafımın hala arkasındayım..
Barış Kahraman